Sevgili Balıkadam, o zaman ben sana dilim döndüğünce TEKEL işçileri konusunda birşeyler söyleyim. Hemen ekleyim ki, aylardır TV'lerin gazetelerin gündeminden düşmeyen, ülkemizin kanayan yarası TEKEL işçilerinin durumu hakkında kararsız olman beni şaşırttı ve üzdü. Bu bi zulümdür, bu bi insanlık ayıbıdır ve her yerde bağırılan birşeydir. Bu duruma ses çıkarmamak, yarın tedavisizliğe, mutsuzluğa, acılara ve yoksunluğa karşı yardım isteyecek yüzü bulamamak demektir.
TEKEL, halife ya da padişah denen vatan haininin ülkemizden kovulmasının ardından yapılan cumhuriyet devrimleri esnasında, sanayisiz ülkemizin tarımsal potansiyelini kullanabilmesi için kurulmuş, alkollü içecek, tuz ve tütün mamulleri işleyen bir halk şirketiydi. TEKEL Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya fabrika, dolayısıyla medeniyet götürebilmek için hazırlanmış bir projeydi aslında. Diyarbakır'da, Bitlis'te, Malatya'da, Adıyaman'da... sanayi denince akla TEKEL fabrikaları gelirdi. Tam 10 bin 818 işçisi vardı ama ekonomik katkısı sadece bu işçilerden gelmezdi. Fabrikanın çevresindeki köylülerin neredeyse tek geliri , TEKEL için üzüm, arpa ya da tütün yetiştirmekti .Çok partili dönemle başlayan süreçte, tüm CIA güdümlü, gerici, kodaman hükümetler TEKEL'i yabancı tütün şirketlerine satabilmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar, yatırımları engellediler, eski teknolojiye mahkum ettiler, kredi vermediler... AMAÇ "TEKEL ZARAR EDİYOR SATALIM GİTSİN" DEDİRTMEKTİ FAKAT İŞÇİ SINIFI NE BÜYÜKTÜR Kİ, SATILDIĞI SON ANA KADAR HİÇ ZARAR ETMEDİ. Artık zarar etmesini beklemediler ve British-American Tobacco adlı Amerikan şirketine peşkeş çektiler. Doğudaki geri kalmış illler sanayisiz, medeniyetsiz kaldı. İşin ilginci, satarken sloganları şuydu " özelleştirirsek işletme daha verimli çalışır, devlet hantaldır

". ŞU AN BRITSH-AMERICAN TOBACCO ŞİRKETİ SATIN ALDIĞI FABRİKALARDA ÜRETİMİ TAMAMEN DURDURMUŞTUR VE SAHİP OLDUĞU YURTDIŞINDAKİ FABRİKALARDAN MAL GETİRİP ÜLKEMİZDE SATMAKTADIR. DÜN CAYIR CAYIR ÇALIŞAN TEKEL FABRİKALARI, BIRAKIN VERİM ARTIŞINI, TEK BİR YAPRAK TÜTÜN BİLE İŞLEMEMEKTEDİR. SİGARA İTHAL ETMEKTEYİZ.
Balıkadam, TEKEL işçilerinin hepsi "mevsimlik işçi" olarak 4C statüsüne alınmışlardır. Kamuda çalışmış olan herkez bilir; 4C'liler 10 aylık hizmetleri görmek için işe alınmış geçici personeldir. Yaz geldimi, onlar işten atılırlar. Eğer hala ihtiyaç varsa ve amirlerin gözü işçiyi tutmuşsa, bi 10 ay daha işe alınabilirler tabii. Ankara'da dayısı, hükümette eniştesi olan herkeze verebilirler 4C ile iş. 4C, gık diyeni işten atıp kadrolaşmak, diktatörlüğü kurmak için hazırlanmış bir personel yasasıdır. 4C'Yİ KABUL ETMELERİ DURUMUNDA BÜTÜN TEKEL İŞÇİLER ZAMAN GEÇTİKÇE BİRER BİRER İŞTEN ATILACAKLAR. Ayrıca 4C'lilerin hiçbir özlük hakkı yoktur. Ücretli izin hakları yoktur. 630 TL maaş alıyorlar ( ki TEKEL işçileri 1200 TL civarında bir maaş alıyordu). 4C derhal kaldırılmalı, tüm 4C'liler daimi işçi statüsünde kadroya alınmalıdır.
Sen, bilinçli bir insansın. 40 yaşına gelmiş, 20 senedir TEKEL'de çalışan 4 çocuk babası bir adam kapının önüne konduğunda o çocuklar nasıl okur, o kira nasıl ödenir? O tencere nasıl kaynar, kim sosyal güvenlik verir? Bir değil, iki değil binlerce işçi... Türkiye'nin her yerinden geldiler ve Ankara'da insanları insafa çağırdılar. Ağladılar, soğukta yattılar, hükümete seslerini duyurmaya çalıştılar. Ben gidebildiğim her gün gittim... İlk geldikleri gün iktidar partisinin Ankara il binası önündeydik. İşçiler gidip içerdekilerle konuşmak, yardım rica etmek istediler. Polis kuvvetleri yolumuzu kesti, üzerimize biber gazı sıktı. Bir Sara hastası işçi orada sara krizi geçirdi gözümün önünde, yerlerde çırpındı, zor yetiştirdiler. Sonraki günlerde baskı, jop, gaz, panzer hiç eksik olmadı. Umarım bize düşman ordusu muamelesi yapan o polisleri de aynı devlet birgün işten atmaz ve onların çocukları sokakta kalmaz.
Gördüğün gibi, bize bu hastalığı yenmemiz için hastane lazım, modern araştırma laboratuvarları lazım, gerçek üniversiteler ve doktorlar lazım. Bize hayatımızı sürdürebilmemiz için fabrika lazım, teknoloji lazım, eğitim-bilim lazım. Senin bireysel olarak yaptığın yardımı çok takdir ediyorum, çok güzel. Fakat Balıkadam sen binlerce işçinin çocuğunu okutamazsın, ya da milyonlarca aç insana yiyecek, barınak bulamazsın. Bunun olması için üretim araçlarının yani fabrikaların, tarlaların, hastanelerin, okulların, birilerinin bireysel çıkarı için değil, insanlığın ilerlemesi, dolayısıyla bilimin ilerlemesi için kullanıldığı bir dünya lazım. Bize gerçekten fakirlere para yardımı yapanların olduğu bir dünya değil, fakirlerin olmadığı bir dünya gerekli. Bir birey olarak böylesi bir dünya için çalışabilirsin ve ben seni bu yüzden Ankara'ya, TEKEL işçilerinin ekmek mücadelesine destek olmaya çağırdım. Eğer kafanda hala TEKEL işçilerinin haklı olup olmadığı konusunda soru işaret varsa yapabileceğim bişey yoktur.
"Yanımda 10 personel çalışıyor...2 tanesi adam...diğerleri okul öncesi eğitim çağında" gibi bişey demişsin. Adam derken neyi kastettin? Ne demek istediğini gerçekten anlamadım, lütfen açıkla, açıklamalısın. Okul öncesi eğitim 5-6 yaşında başlıyor ve sanırım o yaşlarda iş bulabilen pek kimse yok. Eğer bahsi geçen 8 işçinin adam olarak nitelenmemesiyle cehaleti ve eğitimsizliği kastetmişsen ( kastetmemiş de olabilirsin), sen insanların işsiz bırakıldığında, aç bırakıldığında daha eğitimli ve çalışkan olacaklarını mı düşünüyorsun? Cehaleti yenmek için yol, cahili alıp eğitim vermek midir yoksa ondan kurtulmak mıdır? Cahilleri kapı dışına korsan, o kalabalık bir gün kapıyı yıkar. ABD yıllardır müslüman ülkeleri sanayisizleştirip sömürebilmek için cehaleti, dinciliği destekledi destekledi şimdi o destekledikleri takır takır insan kesiyor. Ondan sonra uğraşıyorlar yok BOP yapalım da terörizmi Türkiye üzerinden bloke edelim diye. Halbuki " adam değiller" diye görmezden geldiği insanlara öğretmen, okul, fabrika, traktör ve hastane götürseydi yani onların sanayileşmelerine yardımcı olsaydı, bu gün 14 yaşındaki kızları sokak ortasında tarayan, oraya buraya intihar saldırısı düzenleten ve gayrimüslimleri idam eden mollalar olmayacaktı.