Arkadaşlar, bu konuyu açarken itiraf ediyorum ki mevcut çalışmaların tamamı hakkında bilgim yoktur ve isteğim tamamen duygusaldır. Ben aşağıda tarif edeceğim makinanın yapılabileceğine inanıyorum. Yapılmış olabilir, benzeri yönde çalışmalar olabilir. Şu an Sağlık Bakanlığı veya YÖK'e bağlı sağlık kuruluşlarında benzeri bir uygulama olmadığı için, ben böyle bir cihaz yokmuş gibi davranacağım.
Biliyoruz ki, bipoların tiplerinin hepsinde, öncelikli tedavi mod dengeleyicileridir. Bunların başında, genelde lityum karbonat ve valproik asit ( depakin) geliyor. Antipsikotik kullanımı da gene gördüğüm kadarıyla yaygın. Antidepresan da kullanılıyor ama maniyi tetikleme riski, adını kötüye çıkarmış biraz. Bipoların kontrol altına alınmasında kullanılan bu yöntemler çok öznel, yani hekimler tedaviyi kişiden kişiye değiştiriyor ve hatta kişinin dönemlerine göre de değiştirebiliyor. Birçok hekimin daha teşhis koymadan tedaviye başladığını da gördüm. Zira ellerindeki seçenekler sınırlı olduğu ve genelde sadece semptomları yok edebildikleri için ( hatta lityum karbonat'ın çalışma mekanizmasından, sodyum pompasına etkidiği bilinse de, kimse emin falan da değil... çoğu ilacın işlerliği deneme-yanılma yoluyla tespit edilmiş) , semptomları gördülermi elleri reçeteye uzanmak durumunda kalıyor. Antipsikotiklerin olsun antidepresanların olsun, gerçek etkilerini gösterebilmeleri için en az aylarca kullanılmaları gerekiyor ve pat diye bırakamazsınız. Bi antipsikotik döngüsü 6 aydan aşağı kurtarmaz. Bu arada size kilo aldırır, toplumdan soyutlanma isteğini arttırır. Cinsel fonksiyon bozukluğu yapması da ayrı bir işkence. Katlanılamaz düzeye geliyor. Bu bahsi geçen tedavilerin hepsi, atakların gelmesini engelleyici KORUYUCU tedaviler. Hayat boyu ya da çok uzun süreli düşünülen, kandaki seviyesi hep belli düzeyde kalması gereken ilaçlar bunlar. Evet, şu günkü teknolojiyle gene de tek başvurabileceğimiz kaynaklar.
Arkadaşlar, vur-kaç taktiğine, tabiri caizse nörokimyasal bir gerilla savaşına, düzenli orduyla müdahale etmek zorunda kalıyoruz. Mevcut tedavilerle, ataklar dışında kalan zamanımızın tümünde de ilaçların etkisi altında kalmak zorundayız. Onların yan etkilerine, her dönem boyun eymek durumundayız. Gel gelelim, beyin dışarıya dalgalarla kendi hakkında sinyal verebilen, fMRI vb. görüntüleme teknikleriyle etkinliği taranabilen bir mekanizmadır. Hatta elektrodlarla kişinin modunun değiştirilebildiğini bile biliyoruz ve şu beyin pili ( aslında deep brain stimulation) denen aygıtı yeni tartıştık. Mutluluk dediğimiz hadise, Nucleus Accumbens denen bölgenin ödül amaçlı uyarılmasıdır. Yani mod denen şey, beyin anlık olarak incelense, önceden tahmin edilebilir. Beynin işleyişine anında müdaheleyle istenmeyen modüler dalgalanmalardan kurtulunabilir. Anında müdaheleyle , kaygı bozukluğu, aşırı öfke vb. şeylerin önüne de, gerekli hormonal cevaplar verilerek geçilebilir. Belki de cahilce konuşuyorum, hep yapılabilir edilebilir diyorum, ama gerçek bir bilgi sahibi değilim. Sadece artık bezdim ve bunların yapılabilirliğine dair umut içimi ısıtıyor.
Sadede gelecek olursam; bi gün bu görüntüleme tekniklerini geliştirisek... Kişinin damarlarına takılı olan ve kanındaki hormonları anlık olarak ölçen, sonra bu veriyi bir işlemciye anlık olarak gönderen bir aygıt yapabilirsek... Beyinin çeşitli bölümlerine yerleştirilmiş chiplerle, o bölgelerin etkinliğini ölçüp işlemciye gönderebilirsek... Gereksiz uyarılmış yerleri o chiplerle inhibite edebilir ya da uyarılması gerekip de uyarılmamış yerleri, işlemcinin emriyle anında uyarttırabilirsek... Bu uzun süreli ilaç tedavisine gerek kalmayabilir. Hatta ona gerek kalmayabileceği gibi, mükemmel bir hayata da kavuşabiliriz. Bunun olması için, bizim kanımızı ve beyin aktivitemizi her saniye analiz edip bir bilgisayara veri yollayan sistem gerekli. Bu bilgisayar, en ufak bir problem, en ufak bir atak alameti gördüğünde , vücudumuza monte edilmiş cihazlara emir yollar ve yılanın başını ufaktan ezer. . Yapacağız... Böyle bir makina yapacağız. Gerekirse ben yapacağım. Bu biyomedikal mühendisliği denen işi halletmek gerek. Bize okul gerek, araştırma labratuvarı gerek, tartışılacak adam gerek. Bu zulüm yılanının başını ezeceğiz. Hele şurdan bi mezun olayım.
