Koruyucu değil anlık tedavi

Koruyucu değil anlık tedavi

İleti googler » Cum Mar 12, 2010 6:07 am

Arkadaşlar, bu konuyu açarken itiraf ediyorum ki mevcut çalışmaların tamamı hakkında bilgim yoktur ve isteğim tamamen duygusaldır. Ben aşağıda tarif edeceğim makinanın yapılabileceğine inanıyorum. Yapılmış olabilir, benzeri yönde çalışmalar olabilir. Şu an Sağlık Bakanlığı veya YÖK'e bağlı sağlık kuruluşlarında benzeri bir uygulama olmadığı için, ben böyle bir cihaz yokmuş gibi davranacağım.

Biliyoruz ki, bipoların tiplerinin hepsinde, öncelikli tedavi mod dengeleyicileridir. Bunların başında, genelde lityum karbonat ve valproik asit ( depakin) geliyor. Antipsikotik kullanımı da gene gördüğüm kadarıyla yaygın. Antidepresan da kullanılıyor ama maniyi tetikleme riski, adını kötüye çıkarmış biraz. Bipoların kontrol altına alınmasında kullanılan bu yöntemler çok öznel, yani hekimler tedaviyi kişiden kişiye değiştiriyor ve hatta kişinin dönemlerine göre de değiştirebiliyor. Birçok hekimin daha teşhis koymadan tedaviye başladığını da gördüm. Zira ellerindeki seçenekler sınırlı olduğu ve genelde sadece semptomları yok edebildikleri için ( hatta lityum karbonat'ın çalışma mekanizmasından, sodyum pompasına etkidiği bilinse de, kimse emin falan da değil... çoğu ilacın işlerliği deneme-yanılma yoluyla tespit edilmiş) , semptomları gördülermi elleri reçeteye uzanmak durumunda kalıyor. Antipsikotiklerin olsun antidepresanların olsun, gerçek etkilerini gösterebilmeleri için en az aylarca kullanılmaları gerekiyor ve pat diye bırakamazsınız. Bi antipsikotik döngüsü 6 aydan aşağı kurtarmaz. Bu arada size kilo aldırır, toplumdan soyutlanma isteğini arttırır. Cinsel fonksiyon bozukluğu yapması da ayrı bir işkence. Katlanılamaz düzeye geliyor. Bu bahsi geçen tedavilerin hepsi, atakların gelmesini engelleyici KORUYUCU tedaviler. Hayat boyu ya da çok uzun süreli düşünülen, kandaki seviyesi hep belli düzeyde kalması gereken ilaçlar bunlar. Evet, şu günkü teknolojiyle gene de tek başvurabileceğimiz kaynaklar.

Arkadaşlar, vur-kaç taktiğine, tabiri caizse nörokimyasal bir gerilla savaşına, düzenli orduyla müdahale etmek zorunda kalıyoruz. Mevcut tedavilerle, ataklar dışında kalan zamanımızın tümünde de ilaçların etkisi altında kalmak zorundayız. Onların yan etkilerine, her dönem boyun eymek durumundayız. Gel gelelim, beyin dışarıya dalgalarla kendi hakkında sinyal verebilen, fMRI vb. görüntüleme teknikleriyle etkinliği taranabilen bir mekanizmadır. Hatta elektrodlarla kişinin modunun değiştirilebildiğini bile biliyoruz ve şu beyin pili ( aslında deep brain stimulation) denen aygıtı yeni tartıştık. Mutluluk dediğimiz hadise, Nucleus Accumbens denen bölgenin ödül amaçlı uyarılmasıdır. Yani mod denen şey, beyin anlık olarak incelense, önceden tahmin edilebilir. Beynin işleyişine anında müdaheleyle istenmeyen modüler dalgalanmalardan kurtulunabilir. Anında müdaheleyle , kaygı bozukluğu, aşırı öfke vb. şeylerin önüne de, gerekli hormonal cevaplar verilerek geçilebilir. Belki de cahilce konuşuyorum, hep yapılabilir edilebilir diyorum, ama gerçek bir bilgi sahibi değilim. Sadece artık bezdim ve bunların yapılabilirliğine dair umut içimi ısıtıyor.

Sadede gelecek olursam; bi gün bu görüntüleme tekniklerini geliştirisek... Kişinin damarlarına takılı olan ve kanındaki hormonları anlık olarak ölçen, sonra bu veriyi bir işlemciye anlık olarak gönderen bir aygıt yapabilirsek... Beyinin çeşitli bölümlerine yerleştirilmiş chiplerle, o bölgelerin etkinliğini ölçüp işlemciye gönderebilirsek... Gereksiz uyarılmış yerleri o chiplerle inhibite edebilir ya da uyarılması gerekip de uyarılmamış yerleri, işlemcinin emriyle anında uyarttırabilirsek... Bu uzun süreli ilaç tedavisine gerek kalmayabilir. Hatta ona gerek kalmayabileceği gibi, mükemmel bir hayata da kavuşabiliriz. Bunun olması için, bizim kanımızı ve beyin aktivitemizi her saniye analiz edip bir bilgisayara veri yollayan sistem gerekli. Bu bilgisayar, en ufak bir problem, en ufak bir atak alameti gördüğünde , vücudumuza monte edilmiş cihazlara emir yollar ve yılanın başını ufaktan ezer. . Yapacağız... Böyle bir makina yapacağız. Gerekirse ben yapacağım. Bu biyomedikal mühendisliği denen işi halletmek gerek. Bize okul gerek, araştırma labratuvarı gerek, tartışılacak adam gerek. Bu zulüm yılanının başını ezeceğiz. Hele şurdan bi mezun olayım.
Kullanıcı avatarı
googler
Etkin Üye
 
Mesaj: 158
Kayıt: Cmt Şub 20, 2010 3:03 am

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti googler » Cum Mar 12, 2010 7:49 pm

Yok balıkadam dostum, tabii ki normal anlarımızı kontrol etmez. Biz bu aracı uç durumlar için, ataklar için istiyoruz.

Biz, duygulanımımız makinaların müdahalesine kapalıyken zaten batmışız... İnsan denecek halim kalmadı son 8 senedir imanım gevredi.
Kullanıcı avatarı
googler
Etkin Üye
 
Mesaj: 158
Kayıt: Cmt Şub 20, 2010 3:03 am

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti Gemli » Pts Mar 15, 2010 12:16 am

Sevgili Googler,
İlginizi çekebilir,
Pegasus yayınları, mayıs 2007, Dr.Daniel Amen'in "Beyninizi değiştirin Hayatınız değişsin" adlı kitabında beyin SPECT incelemeleri var,
bu fMRI dan daha ileri bir yöntem ve halen çok pahalı olduğundan deneysel ve yaygınlaştırılamıyor.
sevgiyle,
Gemli
Yolunu bul kamış şeker olur
Dut yaprağı ipek olur, giyilir
Acele etme, Sabret ey Can
Zamanla koruk da helva olur yenir
Kullanıcı avatarı
Gemli
Aktif Üye
 
Mesaj: 460
Kayıt: Per Oca 14, 2010 4:13 pm
Konum: Emekli

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti googler » Pts Mar 15, 2010 2:29 am

Çok teşekkürler. En kısa zamanda ilgileneceğim. Kal sağlıcakla.
Kullanıcı avatarı
googler
Etkin Üye
 
Mesaj: 158
Kayıt: Cmt Şub 20, 2010 3:03 am

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti hanurt » Pzr Mar 28, 2010 10:53 pm

Amerikada uygulanan Neurofeedback (Beyin eğitim programı) hakkında ne düşünüyorsunuz. Tesadüfen http://www.formsante.com.tr/psikoloji/00278/ internet sitesinde okudum.
Kullanıcı avatarı
hanurt
Yeni Üye
 
Mesaj: 17
Kayıt: Per Şub 04, 2010 9:39 pm

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti googler » Pts Mar 29, 2010 2:04 pm

Hanurt, ilginç bir konu. Şu an derse gitmek zorundayım zamanım yok, akşam dönünce araştırcağım. Hemen birşey de söylemek istiyorum. Adamlar bu tedaviyi oluştururken şartlı refleks metodunu kullanmışlar. Yani belli beyin dalgaları belli seviyede tutulduğunda ödül vermişler. Bi süre sonra artık ödül verilmese de beynin dalgalanmasını daha evvelki konumda tutmaya çalışacağını iddaa etmişler. Fakat davranışcı psikoloj'de bizzat Pavlov'un da belirttiği üzere "sönümlenme" diye bir kavram vardır. Bir davranışı bikaç kere ödülle desteklersen, ödülsüz ortamda da bir süre kendini devam ettirecektir fakat ödüllerin ardı arkası kesilirse, şartlı refleks nihayetinde sönümlenir. Ayrıca davranışın canlıya maliyeti ne kadar fazlaysa, sönünlenmeye yatkınlık o kadar fazladır. Bana göre bu beyin dalgalarını belirlenmiş seviyelerde tutma davranışının maliyeti epey yüksektir keza beynin alfa, beta vb. dalga düzeylerini, normal işleyişini sürdürebilmesi için sürekli değiştirmesi gerekir.Akşam dönünce araştıracağım biraz. Çok aklıma yatmadı.
Kullanıcı avatarı
googler
Etkin Üye
 
Mesaj: 158
Kayıt: Cmt Şub 20, 2010 3:03 am

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti cortooo » Sal Mar 30, 2010 6:16 am

''Göz kusurlarının tedavisinde lazer cerrahisinin yeni yöntemlerinden "Intra-cor Presbiyopi" yöntemiyle yakını görme kusurları 15 saniyelik bir operasyonla düzeltiliyor.(internethaber sitelerinin birisinden alıntı)'' umrarım bir gün bipolarda da aynısı olur..ve toplanıp bunu kutlar(sın)ız
Kullanıcı avatarı
cortooo
Yeni Üye
 
Mesaj: 13
Kayıt: Pzr Mar 14, 2010 5:50 am

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti Gemli » Sal Mar 30, 2010 11:46 pm

Peki bu "presbiyopi"yi (hipermetrop, yaşa bağlı yakını görememe) laserle düzelten hekimlerin %90'ı neden gözlük kullanmakta hala?
Yolunu bul kamış şeker olur
Dut yaprağı ipek olur, giyilir
Acele etme, Sabret ey Can
Zamanla koruk da helva olur yenir
Kullanıcı avatarı
Gemli
Aktif Üye
 
Mesaj: 460
Kayıt: Per Oca 14, 2010 4:13 pm
Konum: Emekli

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti drganzo » Cum Tem 09, 2010 12:01 pm

Haftada bir duygudurum testi ile
alınacak puanların değerlendirilmesini
takiben,
tıpkı kan şekeri ölçümü gibi,
yüksek değerler çıktığında,
idrardaki nöromedyator metabolitlerinin,
düzeyine bakılarak,
depremin önceden öngörüsü,
mümkün olursa
ve
bu dönem de tadavi başlanırsa
acaba uzun dönemli ilaç kullanımı,
önlenebilirmi.......?
Kullanıcı avatarı
drganzo
Yeni Üye
 
Mesaj: 14
Kayıt: Pts Tem 05, 2010 2:20 pm

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti Gemli » Cum Tem 09, 2010 9:36 pm

drganzo yazdı:,
idrardaki nöromedyator metabolitlerinin,
düzeyine ...?


hangi yöntemle?
hangi metabolitler?
Yolunu bul kamış şeker olur
Dut yaprağı ipek olur, giyilir
Acele etme, Sabret ey Can
Zamanla koruk da helva olur yenir
Kullanıcı avatarı
Gemli
Aktif Üye
 
Mesaj: 460
Kayıt: Per Oca 14, 2010 4:13 pm
Konum: Emekli

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti drganzo » Cmt Tem 10, 2010 11:31 pm

serotonin .....5HİAA(hidroksiindoloasatik asit)
DOPAMİN.........HVA(homovalinik asit)
Norepinefrin.......MHPG(metoksihidroksifenil glikol)

sevgiler.....
Kullanıcı avatarı
drganzo
Yeni Üye
 
Mesaj: 14
Kayıt: Pts Tem 05, 2010 2:20 pm

Re: Koruyucu değil anlık tedavi

İleti Gemli » Pzr Tem 11, 2010 8:11 am

Teşekkürler!
sevgiyle,
bizden
Yolunu bul kamış şeker olur
Dut yaprağı ipek olur, giyilir
Acele etme, Sabret ey Can
Zamanla koruk da helva olur yenir
Kullanıcı avatarı
Gemli
Aktif Üye
 
Mesaj: 460
Kayıt: Per Oca 14, 2010 4:13 pm
Konum: Emekli


Deneyimlerinizi Paylaşın

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron