metacortex » Cum Tem 30, 2010 5:31 pm
Düşünüyorum, nasıl yaşamak gerektiğni düşünüyorum. Şimdilik oldukça vaktim var düşünmek için. Bir de geçmişim olmasaydı çok rahat edecektim. (başım dönüyor, nasıl dönüyor diye sormuştu doktor. Başın duruyor da, çevrendeki eşya mı hareket ediyor? Yoksa sabit bir ortam içinde mi döndüğünü hissediyorsun? Felsefi bir soru. Bilim dudak bükmüştü bu baş dönmesine. Dönmediğine karar verdik. Doktor gülüyordu bana. O halde çarpıntım var dedim. Herkes gülüyor bana)
Yargılamıyorum kimseyi sadece yaptıklarının cezasını çeksinler istiyorum buna ben de dahil. Göze göz, dişe diş. Gözünü kaybetmeyen anlamaz bunu. Ben anlarım çünkü Musa dan yanayım. Şiddeti, deliliği haklı gösteren sebepler yaşadım çünkü. Düşünmekle başlayacağım ve şiddetle bitireceğim. Faşist misin oğlum sen? Ön yargılı ve dar kafalı mısın? Sadece bitkin durumdayım. Önce yemek yiyeyim, sonra içimden geldiği gibi kendimi dökerim. Böyle yaptığım sürece kimse beni sevmeyecek. Bütün kusurlarımı döküyorum ortaya, bütün tartışmaları kaybediyorum. Hayır daha belli olmaz
Tamam tamam, kabul ediyorum. Suskun, küskün ve karamsar biriyim ben.
Doktorum ben her şeyi felaket gibi algılıyormuşum diyordu teeeee ozamanlar. Ne zaman pis bir olay olsa, ben hemen genellemeler yapıyormuşum. Benimle doğrudan ilgisi olmayan olaylarda bile ne yapıp edip faturayı kendime çıkarıyormuşum. Benim için sadece siyah ve beyaz varmış, ortası yokmuş. Ortada fol yok yumurta yokken acıklı sonuçlar çıkarıyormuşum. Aslında haklı kadın. Ama yine de ona güvenmiyordum. Beni anladığını sanmıyorum. Bana otomatik düşüncelerimin değişmesi gerektiğinden söz ediyordu. Onun otomatik düşünceleri de bu işte.
durumunu hiç iyi görmüyorum yavrucuğum. Sen insanlara olan güvenini yitirmişsin. Herkes kötü de, bir sen mi iyisin? Hoş, iğneyi kendine batırmayı da ihmal etmiyorsun, ama bunu daha çok başkalarına daha rahat saldırabilmek için yaptığın her halinden belli oluyor. Üç vakte kadar yavrucuğum, üç vakte kadar.
Yeter ulan, sana hesap vermek zorunda mıyım? Hem sonra bu iş niye böyle karşılıklı konuşmaya döndü böyle. Tamam işte ben de senim. Anlayamadın mı? Gel bakayım tahtaya, anlat ne öğrendin hayat bilgisinden?
Kötüyüm, kötü biri anlamında değil kötü hissediyorum.
Ben gidiyorum artık hiçbir şey ilgilendirmiyor beni. Kötümser mötümser de değilim (hayırlısı olur inşallah) boş gözlerle bakıyorum dünyaya. Dünya bana bakmıyor. Belleğimi de ihaleye çıkardım. Gazeteye ilan verdim. Sahibinden satılık, temiz fakat karışık bellek. Artık çok iyi seyrediyorum şimdiyi ve geçmişi. Kelimeleri bulmakta zorluk çekiyorum. hangi kelimeleri. Biraz benzetme yaparak kendimi kurtarmalıyım belki de. Ne yapsam bir faydası olur? Sigara evet içmeliyim onu. Peki ne yapmalı? Evet ne yapmalı? Dur bakalım, ne yapmalıyı arayalım. Hayır arama, kapıyı kapa ve çık. Olmaz, böyle korkaklığı yapamam. O halde sonuna kadar git. O ne demek? Biliyorsun ne demek olduğunu. Hayır bilmiyorum. Evet biliyorsun. Hayır bilmiyorum. Peki neden geceleri dolaşıp duruyorsun. Neden kendi kendine söyleniyorsun? Hayır, olmaz anlamsız diye… bilmiyorum. Biliyorsun. Benim durumumdaki birine yakışmaz gülünç olurum sonra. Herkesin önünde eğilerek özür diliyorum. Ben yoldan geçiyordum, yere düştüm avuç içlerim kanadı görüntümle sizleri rahatsız ettim bütün sorumluluk bende (gülünç olduğunu düşünenler var). Hayır hayır yanlış filme gelmişim. Görüyorsunuz ben bu denli rezil bir insan değilim. İnsan ruhu, efendim? Çıkıp gitmeliyim buradan benim derdim başka. Bir gelseydi, böyle olacağını…. Efendim? Batsın efendin senin. Ne olur çıkıp gedilim buradan.Peki anladık. Ne yapmalı, ne yapmalı? İşte burada ne yapmalı?
Engeller aşılmak içindir diyor televizyonlar, durumum yüzmetreengellikoşusunda tekerlekli arabası kırılan bir sporcunun kaderi gibi. Daha fazla devam etmesin bitsin.