Bağışlarınız İçin :

GARANTİ BANKASI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ŞUBESİ

HESAP NO : 521 / 6299688

IBAN NO : TR18 0006 2000 5210 0006 2996 88

Bipolar Bozukluk ve Uyku Döngüsü

4_005_Melatonin_ORIGINAL-copy

İki uçlu veya manik-depresif bozukluk olarak da bilinen bipolar bozukluk, hastaların kimi zaman kendini aşırı neşeli, coşkulu, öfkeli hissettiği mani dönemi; kimi zaman ise tam tersi aşırı çökkün ve üzüntülü olduğu depresif dönemler ile karakterize psikiyatrik hastalıktır. Birçok psikiyatrik hastalıkta uyku düzeni bozulmasına rağmen, bipolar bozuklukta uyku bozuklukları hastalığın merkezinde olup, hastalığın seyrini ciddi biçimde etkiler, hastalık dönemlerinin başlangıcında ilk belirti olabilir. Bipolar bozukluk ile uyku düzeni arasında karşılıklı, önemli bir ilişki söz konusudur.

Bipolar bozukluk tanısı konulurken de uyku düzeni değişiklikleri önemli ölçütlerden biridir. Mani döneminde hastaların uyku süresi azalmıştır. Örneğin hasta 3 saat uyuduğu halde kendini dinlenmiş ve uykusunu almış hissettiğinden bahsedebilir. Depresif dönemlerde ise uyku süresi artabilir veya azalabilir. Yapılan son çalışmalarda bipolar tanılı hastaların manik veya depresif bir dönem içinde olmasalar bile uykularında devam eden bozukluklar olduğu saptanmıştır. Hastalığa yol açan, hastalık dönemlerini tetikleyen önemli nedenlerden birinin uyku-uyanıklık döngüsünde bozulma olduğu da düşünülmektedir. Hastaların uykusuz kaldıkları dönemlerde mani dönemine girmeye eğilimli oldukları bilinmektedir. Uyku-uyanıklık döngüsünde rolü olan genetik etkilerin, aynı zamanda bipolar bozukluğun ortaya çıkmasında da rolü olduğu saptanmıştır.

Bipolar tanısı almış olan hastalar incelendiğinde; hastada tam bir mani dönemi başlamadan önce uykuda bozulmanın belirgin olduğu saptanmıştır. Yani hastanın uyku düzeninde olan değişiklikler yaklaşan bir mani döneminin habercisi olabilir. Hastaların bu konuda bilgilendirilmesi, mani dönemine yaklaştıklarını fark etmelerini sağlamakta ve tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Aynı şekilde hastanın fazla uyumaya başlaması da yaklaşan bir depresif döneme işaret ediyor olabilir. Hastalar ve aileleri; manik veya depresif dönemler tamamen tedavi edilmiş olsa dahi uykunun süresine ve düzenine dikkat etmeliler, değişiklikler fark ederlerse en kısa zamanda hekimleriyle iletişime geçmelidirler. Bu şekilde hastalık dönemini başında yakalayıp, erken önlem alınabilir ve hastalığı kontrol altında tutmak kolaylaşır, hastane yatışı engellenebilir.

Uyku değişiklikleri aynı zamanda psikiyatri tedavisinin de hedefi hatta uyku bozukluklarını düzenlemek bir yöntemi olarak da kullanılmaktadır. Hastanın uyku-uyanıklık döngüsünü düzene sokmak için, kuzey ülkelerinde daha sık uygulanan ışık tedavisi de uygulanabilmektedir. Bu tedavide hastanın gün ışığına benzer bir ışık alması sağlanılarak beynindeki uyku-uyanıklık ile ilgili sistemin düzene sokulması amaçlanmaktadır. Ayrıca mani dönemindeki hastaların uyumalarına yardımcı olacak ilaçlar da tedaviye eklenebilmektedir.

Bipolar bozukluk tanısı almış hastaların uyku-uyanıklık döngüsünü kötü yönde etkileyebilecek durumlardan kaçınmaları önerilmektedir. Hastalar vardiyalı işlerden kaçınmalı, uyuma ve uyanma saatlerine dikkat etmeli, uykuya geçmeyi, uykuyu sürdürmeyi etkileyen çay, kahve benzeri uyarıcıları akşam saatlerinde kullanmamalı, mümkün olduğunca her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmaya özen göstermelilerdir. Hatta bu düzeni sadece uykuyla sınırlı tutmayıp hastanın yeme-içme, spor gibi faaliyetlerini de belli bir düzende yapmasının hastalığın gidişatını iyi yönde etkilediğiyle ilgili çalışmalar mevcuttur. Bu sayede uyku-uyanıklık döngüsü düzenlenmekte ve hastalığın kontrol altında tutulması kolaylaşmaktadır.

Son çalışmaların da ışığında, uyku-uyanıklık döngüsünün bipolar bozuklukla sıkı ve karşılıklı bir ilişki içerisinde olduğu açıkça görülmektedir. Bu konuda hasta ve yakınlarına da önemli görev düşmektedir. Hekimlerinin uyku konusunda önerilerini dikkatle uygulamaları, uyku düzenini yakından izlemeleri takip ve tedaviyi kolaylaştıracaktır.

Dr. Egehan Salepci Doç. Dr. Sibel Çakır